Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 586

2. Müteselsil kefalet

2.   Müteselsil kefalet

Madde 586 - Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.

I-) 818 Sayılı Borçlar Kanunu:

II - Müteselsil kefalet

Madde 487 - Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhde etmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir.

Bu babın hükümleri, bu nevi kefalete de tatbik olunur.

II-) Madde Gerekçesi:

Madde 586 - 818 sayılı Borçlar Kanununun 487 nci maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 586 ncı maddesinde, alacaklının, müteselsil kefile başvurma konusu düzenlenmektedir.

Maddenin birinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 487 nci maddesinin birinci fıkrasıyla benzer içeriğe sahip olmakla birlikte, bu maddede kullanılan “müşterek müteselsil borçlu” şeklindeki ibare, müteselsil kefalet ile müteselsil borçlunun farklı hukukî müesseseler olduğu göz önünde tutularak, Tasarı metnine alınmamıştır. Fıkrada yapılan diğer önemli bir değişikliğe göre de, alacaklı borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden önce de doğrudan doğruya müteselsil kefile başvurabilecek; ancak, bunun için, borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması veya ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması aranacaktır.

Maddenin ikinci fıkrasına göre, alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, alacaklı rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvuramaz. Yine aynı fıkraya göre, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya bunun anlaşmayla öngörülmesi veya borçlunun iflâs etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, alacaklı rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurabilecektir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 487 nci maddesinin ikinci fıkrası ise, Tasarının yeni sistematik yapısı karşısında gereksiz görülerek Tasarıya alınmamıştır.

Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 496 ncı maddesi göz önünde tutulmuştur.

III-) Adalet Komisyonu Değişiklik Gerekçesi:

Alt Komisyonca, Tasarının 586 ncı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin “Ancak, bunun için borçlunun, açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması veya borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması gerekir.” şeklindeki metni, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 496 ncı maddesinin birinci fıkrasına uygun olarak, “Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” şeklinde düzeltilmiş ve Komisyonumuzca da madde bu şekliyle kabul edilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Borçlar Kanunu:

1-) OR:

2. Solidarbürgschaft

Art. 496

1 Wer sich als Bürge unter Beifügung des Wortes «solidarisch» oder mit andern gleichbedeutenden Ausdrücken verpflichtet, kann vor dem Hauptschuldner und vor der Verwertung der Grundpfänder belangt werden, sofern der Hauptschuldner mit seiner Leistung im Rückstand und erfolglos gemahnt worden oder seine Zahlungsunfähigkeit offenkundig ist.

2 Vor der Verwertung der Faustpfand- und Forderungspfandrechte kann er nur belangt werden, soweit diese nach dem Ermessen des Richters voraussichtlich keine Deckung bieten, oder wenn dies so vereinbart worden oder der Hauptschuldner in Konkurs geraten ist oder Nachlassstundung erhalten hat.

2-) CO:

2. Cautionnement solidaire

Art. 496

1 Si la caution s’oblige avec le débiteur en prenant la qualification de caution solidaire ou toute autre équivalente, le créancier peut la poursuivre avant de rechercher le débiteur et de réaliser ses gages immobiliers, à condition que le débiteur soit en retard dans le paiement de sa dette et qu’il ait été sommé en vain de s’acquitter ou que son insolvabilité soit notoire.

2 Le créancier ne peut poursuivre la caution avant d’avoir réalisé ses gages sur les meubles et créances que dans la mesure où, suivant l’appréciation du juge, ces gages ne couvrent probablement plus la dette, ou s’il en a été ainsi convenu ou encore si le débiteur est en faillite ou a obtenu un sursis concordataire.

V-) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları:

1-) YİBK, T: 25.03.1931, E: 26, K: 36 sayılı kararından:

Mesaili ticariyede ahkâmı medeniyenin tatbik olunabilmesi Kanunu Ticaretin ikinci maddesi hükmünce evvelâ ona dair kavanini ticariyede sarahat veya delâlet ve ondan sonra da ticarî veya mahallî bir teamül mevcut olmamakla meşrut olup Ticaret Kanununun senedatı ticariyeye kefalet edenlerle ticarî borçlara maan kefil olanlar hakkında vaz ettiği müteselsil mes’uliyet ahkâmı ve 642 nci maddesinin birinci fıkrasındaki şümulü mana ticarî muamelât zımnındaki kefil ile asiller arasındaki mutlak iştiraki mes’uliyeti tayin ve iraeye delili kâfi olmamakla beraber Kanunu Ticaretle aynı tarihte meriyete vaz olunan Borçlar Kanununun 486 ncı maddesile mevzu hüküm, kefil ve asilin aynı zamanda mutalep olacakları hakkında olzamana kadar memlekette cari ve umumî teamülü hukukiyenin ancak gayri ticarî kısmının devamına mani olunabilip yoksa Kanunu Ticarette aksine sarih bir hüküm olmadıkça ticarî teamülâtın devam ve cereyanını ihlâl edemeyeceği dahi derkâr olmasına nazaran ticarî muamelât kefilleri hakkındaki hakkı davanın mücerret Ticaret Kanununda sarih bir madde olmadığı mütalaasile Borçlar Kanununun 486 ncı maddesile takyit edilemeyeceği ekseriyetle takarrür etmiştir. (RG. 26.05.1931; S: 1806).

2-) YİBK, T: 25.03.1931, E: 5, K: 37 sayılı kararından:

Davanın müstenidünileyhi olan senet zirinde mevcut «berveçhibalâ şerait dairesinde vadesi hitamında meblağı mezkûru Anoş Efendi vermediği takdirde derhal bilâ itiraz kendi tarafımdan tediye etmeye borçluyum» kaydile imza edilen kefalet şerhi mahiyeti senede nazaran ancak (Aval) ifade edebileceğinden kefaleti müteselsile ahkâmına tâbi olması icap edeceği ekseriyetle takarrür etmiştir. (RG. 26.05.1931; S: 1806).

 


Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.