Sitemizde, siz misafirlerimize daha iyi bir web sitesi deneyimi sunabilmek için çerez kullanılmaktadır.
Ziyaretinize varsayılan ayarlar ile devam ederek çerez politikamız doğrultusunda çerez kullanımına izin vermiş oluyorsunuz.
X

Madde 41

b. Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi

b.   Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi

Madde 41 - Başkası adına ve hesabına temsil kamu hukukundan doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi bu konudaki yasal hükümlere; temsil hukuksal bir işlemden doğmuşsa, temsil yetkisinin içeriği ve derecesi o hukuksal işleme göre belirlenir.

Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse temsil yetkisinin içeriği ve derecesi, bu bildirime göre belirlenir.

I-) 818 Sayılı Borçlar Kanunu:

b) Salâhiyetin derecesi1

Madde 33 - Başkası namına temsil hukuku âmmeden münbais ise mümessilin salâhiyetinin derecesi bu baptaki kanuni hükümler ile taayyün eder. Temsil hukukî bir tasarruftan tevellüt etmiş ise salâhiyetin derecesi o tasarruf ile taayyün eyler.

Şu kadar ki mümessilin salâhiyetinin derecesi üçüncü şahsa beyan ve tebliğ edilmiş ise ancak bu beyana itibar olunur.

II-) Madde Gerekçesi:

Madde 41 - 818 sayılı Borçlar Kanununun 33 üncü maddesini karşılamaktadır.

Tasarının iki fıkradan oluşan 41 inci maddesinde, temsil yetkisinin kapsamı düzenlenmektedir.

818 sayılı Borçlar Kanununun 33 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan “2. Salâhiyetin derecesi” şeklindeki ibare, Tasarının 41 inci maddesinde, “b. Temsil yetkisinin kapsamı” şeklinde değiştirilmiştir.

818 sayılı Borçlar Kanununun iki cümleden oluşan 33 üncü maddesinin birinci fıkrası, Tasarıda tek cümleye dönüştürülmüştür.

818 sayılı Borçlar Kanununun 33 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan “salâhiyetinin derecesi” şeklindeki ibare, fıkraya açıklık kazandırmak amacıyla, Tasarının 41 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “yetkinin varlığının ve kapsamının belirlenmesinde” şeklinde değiştirilmiştir.

Sistematik yapısı ile metninde yapılan değişiklik ve arılaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

III-) TBMM Genel Kurulu’nda Yapılan Değişiklik:

Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 41. maddesi Hükümetin teklif ettiği metinde şu şekilde kaleme alınmıştı:

“b. Temsil yetkisinin kapsamı

Madde 41 - Temsil yetkisinin kapsamı; yetki kamu hukukundan doğmuşsa bu konudaki hükümlere, hukuki bir işlemden doğmuşsa o işleme göre belirlenir.

Temsil yetkisi üçüncü kişilere bildirilmişse, yetkinin varlığının ve kapsamının belirlenmesinde bildirim esas alınır.”

Hüküm TBMM Genel Kurulu’nda (23. Dönem, 4. Yasama Yılı, 14. Birleşim) 05.11.2009 tarihinde yapılan görüşmede verilen önerge ile değiştirilmiştir.

IV-) Kaynak İsviçre Borçlar Kanunu:

1-) OR:

b. Umfang der Ermächtigung

Art. 33

1 Soweit die Ermächtigung, im Namen eines andern Rechtshandlungen vorzunehmen, aus Verhältnissen des öffentlichen Rechtes hervorgeht, ist sie nach den Vorschriften des öffentlichen Rechtes des Bundes und der Kantone zu beurteilen.

2 Ist die Ermächtigung durch Rechtsgeschäft eingeräumt, so beurteilt sich ihr Umfang nach dessen Inhalt.

3 Wird die Ermächtigung vom Vollmachtgeber einem Dritten mitgeteilt, so beurteilt sich ihr Umfang diesem gegenüber nach Massgabe der erfolgten Kundgebung.

2-) CO:

b. Etendue des pouvoirs

Art. 33

1 Le pouvoir d’accomplir des actes juridiques pour autrui, en tant qu’il se fonde sur des rapports de droit public, est réglé par le droit public de la Confédération ou des cantons.

2 Lorsque les pouvoirs découlent d’un acte juridique, l’étendue en est déterminée par cet acte même.

3 Si les pouvoirs ont été portés par le représenté à la connaissance d’un tiers, leur étendue est déterminée envers ce dernier par les termes de la communication qui lui a été faite.

V-) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları:

1-) YİBK, T: 04.02.1959, E: 14, K: 6 sayılı kararından:

Bir temsilci tarafından hâkimlerin mesuliyetine ait özel hükümlere dayanılarak tazminat dâvası açılabilmesi için temsilciye açıkça salâhiyet verilmiş ve bu salâhiyetin temsil belgesine (vekâletnameye) yazılmış olmasının kanuni şartlardan bulunduğuna 4/2/1959 günlü birinci toplantıda üçte ikiyi aşan ekseriyetiyle karar verildi. (RG. 29.04.1959; S: 10194).

Not: Bu karar değerlendirilirken 6110 sayılı ve 09.02.2011 tarihli Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 12. maddesi ile 24.02.1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda değişiklik yapılmış olduğu ve anılan kanuna 93/A maddesi eklendiği gözden uzak tutulmamalıdır (RG. 14.02.2011; S: 27846). Bu hüküm uyarınca: “Hâkim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle: a) Ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. b) Kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hâkim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamaz. …”

Bu duruma paralel olarak 6110 sayılı Kanunun 14. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 573. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinin de aşağıdaki şekilde değiştirilmiş olduğu unutulmamalıdır:

“Hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir.”

6100 sayılı yeni Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi ile de hakimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, Devletin ödediği tazminat nedeniyle, sorumlu hakime rücu edebileceği kabul edilmiştir (RG. 04.02.2011; S: 27836).

2-) YİBK, T: 04.03.1959, E: 1959/3, K: 1959/18 sayılı kararından:

Mülhak vakıflar mütevellisinin temsil ettiği vakıf namına münferiden dâva ikame etmesi yetkisine sahip olduğuna ancak vakıf aleyhine tevcih olunacak dâvalarda mütevelli ile Vakıflar İdaresinin birlikte hasım tutulması icap etmekte bulunmasına ilk müzakerede mevcudun üçte ikiden fazlaya bâliğ ekseriyetiyle 4/3/1959 tarihinde karar verildi. (RG. 26.06.1959; S: 10237).

Not: 05.06.1935 tarihli ve 2762 sayılı eski Vakıflar Kanunu yürürlükte iken verilen bu karar değerlendirilirken anılan kanunu yürürlükten kaldıran 5737 sayılı 20.02.2008 tarihli yeni Vakıflar Kanunu’nun 6. maddesinin “Mülhak vakıflar, Anayasaya aykırılık teşkil etmeyen vakfiye şartlarına göre Meclis tarafından atanacak yöneticiler eliyle yönetilir ve temsil edilir.” şeklindeki 2. fıkrasındaki düzenleme gözden uzak tutulmamalıdır (RG. 27.02.2008; S: 26800).

 


1   Maddenin Düstur’daki “B” şeklindeki kenar başlığı, “b” olarak anlaşılmalıdır.

 

 

Copyright © 2017 - 2019 Prof. Dr. İlhan Helvacı. Tüm hakları saklıdır.